3 Ocak 2010 Pazar

Barbie Fetişizmi

Küçük bi kızken asla barbielerle oynamadım diyemeyeceğim.
Aksine 14 yaşıma kadar oynadım.Tuba ile ya onda ya bizde okuldan sonraları buluşur ,barbielerimizle oynardık.İkizimizde artık kumaş parçalarından giysiler yapar,yünlerden kazaklar örerdik.
Eminim hepimizin iyi kötü barbielerle ilgili bir anısı var.Kimimiz kafasını ayaklarını koparmaktan keyif almışız,kimimiz,saçlarını taramaktan..Kimimiz oynamak bile istememiş, kimimiz ise onlarla uyumuş…
Hatta cüppeli Ahmet hoca gibiler, isterik ve tahriklerinin kurbanı olup, çeşitli tacizlere de maruz kalmış bu kız çoçuklarının oyun arkadaşı. Barbilerle mastürbasyon nasıl bir sapıklıksa onun yeri bu blog değil tabii kii.

Gelelim esas olayımıza ,2010 yılında barbie bebekler trend olacak..Barbie bebeklerden esinlenen koleksiyonlar ,sarı uzun saçlardan oluşan kusursuz bir görünüm,şeker pembesi kıyafetler, yüksek ökçeli renkli ayakkabılar,aksesuarlar,barbie yazılı t shirtler, ile birbirine benzeyen prototip kızların çoğalacağını düşündürtüyor.

Barbiler zamanında çokta eleştirilmiş bir oyuncak aslında..Dayatılan yaşam modeli ve kapitalizmle olan ilişkisi de dahil olmak üzere yapılan tüm eleştirilerde de haklılık payı fazla.Üretici firma da bazı hususları kabul etmiş olacak artık.Sizce bu küsurlu üretim genç kızları depresyondan kurtarabiliyor mu?

Nichole Kidman nın oynadığıStephord kadınları filmini izleyeniniz vardır mutlaka. İlk kez 1975 de filme alınan bu ikinci versiyonda film kadınların robotlaştığı bir dünyada Amerikan tarzı (banliyö evleri,komşuluklar, sosyal klüpler,ev partileri,şık giysiler,bol çocuk,yakışıklı ve zengin koca)kusursuz bir hayat anlatılıyordu.

Nichole Kidman ise filmde tipik bir barbie bebek görünümündeydi.Filmdeki önerilen hayatta barbie oyunu idi sanki.Tabii sonrasında kadınları makineye döndüren ana kraliçenin,mutlu ve kusursuz yaşam uğruna bilim kurguculuk oynadığı çıkıyordu ortaya.

Mutlu bir yaşam , güzellik,yakışıklı bir koca ,birbirine benzeyen arkadaşlar ve muhteşem bir ev den mi geçiyor?
Her şeyin kusursuz olması aslında sıkıcılığı da beraberinde getirmez mi?
Dışarıdan imrenilerek bakılan bir hayat,gerçekte muhteşem midir?
Yoksa gerçek yaşam doğallıktan yana mıdır?



Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails