9 Ekim 2013 Çarşamba

Vintage,Girls not want to wear mass production




Vintage ya sevilir ya da nefret edilir. Arasının olduğunu sanmıyorum. Çünkü vintage seven zaten eskiyi de sever. Sevmeyenler ise eskiye ait bir şeyler giyme ,hatta ve hatta başkasına ait bir giysiyi giyinmekten  haz almazlar. Âmâ sevenler zaten o yaşanmışlıkları için giyiyordur vintage bir elbiseyi. Çünkü vintage bir kıyafet  sadece kumaş ve iyi dikiş demek değildir.Birinin geçmişidir de..

Geçmişe ait bir giysi de bende o giysiyi giyen kadın hakkında merak uyandırır. 



Nasıl biridir?
Sarışın mı, esmer mi yoksa kızıl mı?
Nerelidir?
Nasıl bir hayatı olmuştur?

Mutlu mu yoksa mutsuz mudur?





Görüp de beğendiğim giysi 40 lı yıllara ait bir parça ise,sahibi İkinci Dünya Savaşını yaşamış mıdır? Yaşamışsa nerede ve nasıl yaşamıştır? Nazilerin eline düşüp, kaçmış mıdır mesela? Ya da İspanya iç savaşında özgürlük için mücadele eden kadınlardan biri midir? Eğer kıyafet 60’ lere ait ise  27 Mayıs ihtilalini görmüş müdür?80’lerden kalma yeşil bir parka düşmüşse elime, sağ sol çatışmasına girmiş midir sahibi diye aklıma gelir mesela.


Vintage kıyafetler hikaye demektir.Bazen  vintage bir kıyafet esas sahibinin ruhunu yansıtıyormuş gibi gelir bana.Mariliene Dietrich’in 30’ larda giydiği bir   pantolonu görsem onun cesur ruhu bu pantolonun kalıbında dolaşıyor hissine kapılırım açıkçası.


Kendimi ise bazen 1920 lerden kalma derin v yakalı minik çiçekli ipek bir çay elbisesi giymiş olarak hayal ederim, altına da İsabel Marant cow boot ile tamamlamış bir şekilde.
Biliyor musunuz, artık 20’ lerdeki gibi saf ipek kumaşlar üretilmiyor, mutlaka işin içine sentetik karıştırılıyor .İşte size vintage i sevmek için bir başka neden daha.


Son yıllarda vintage olan merakın giderek artmasının altında kadınların seri üretimden ziyade daha bireysel giyinme isteği yatmakta. Tek tip giyimin getirdiği hoşnutsuzluk, özgünlüğü yakalama arzusu kadınları vintage kıyafetlere yöneltiyor. Vintage ,farklılığı getiriyor. Stillerini beğendiğimiz ünlü isimler vintage ile günümüz çizgilerini başarılı bir şekilde biraraya getirip stil sahibi ünvanını hak ediyorlar.Ece Sükan,Ahu Yağtu,Tuba Ünsal vintage giysiler ile özdeşleşen ünlü simalar. Özellikle Ece Sükan, iyi bir koleksiyoner.Ama onca vintage kıyafet arasından günümüz çizgisine gidecek olan giysileri yakalama gibi müthiş bir zekası da  var.



Vintage kırmızı halıya bile yakışıyor.Penelope Cruz, ödül törenlerine vintage elbise ile gelmeyi seviyor.2009 Oscar töreninde  giydiği Balmain elbise onunla bütünleşmişti sanki. Julia Roberts,2001 de Erin Brockovich rolüyle Oscar’ı alırken 1960’ lardan kalma siyah harika bir Valentino giyiyordu. Jennifer Lopez ,2003 ‘de Ben Afleck ile nişanlıyken katıldığı Oscar törenine, farklı bir rengi Jackie Onasis için de dikilen Cahanel vintage bir elbise ile gelmişti. Bunlar benim şuanda aklıma gelen isimler.Daha nice isim var,ödül geceleri farklı olmak için vintage tercih eden.


Amerika ‘da yapılan bir araştırma vintage kıyafet satışlarının daha önceki yıllara göre yüzde 30 civarında arttığını söylüyor.Bu araştırmadan anlaşılıyor ki insanlar artık başkasının giydiğini giymekten utanmıyor.Aksine  özgün ve stil sahibi olmayı seçiyor.Onun için sokak modası eski ile yeniyi harmanlayan stil sahibi gençler ile dolu.Vintage’in popülaritesinden nemalanmak isteyen sadece vintage mağazları değil tabii ki.Marc Jacobs gibi tasarımcılar ve Topshop gibi hızlı moda markaları da  yükselen bu bireysel olma eğiliminin etkisinde vintage görünümlü giysiler üretme peşinde.



Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails