28 Aralık 2018 Cuma

OXXO ‘DAN YENİ YIL İÇİN IŞILTI VE EKOSE



Yeni hayaller ve yepyeni heyecanlarla karşılamaya hazırlandığımız yeni yıl için Oxxo; pırıltı ve ekose detaylı tasarımlar ile göz alıcı bir şıklık yaratıyor. Zamansız bir desen olmakla beraber, bu senenin en yaygın trendi halinde gelen ekose, Oxxo’nun tasarımlarında yeni yıl ruhuna bürünürken ışıltı tasarımlar tüm gözleri üzerinizde toplamayı vaat ediyor.


Kadife ve parlak kumaşları, göz alıcı metalik ve ışıltılı tasarımları, cool ekose desenleri, feminen kırmızı ve imitasyon kürk detaylı parçaları yeni yıl için bir araya getiren Oxxo; gösterişli ve cesur çizgilerle yılbaşı için iddialı stiller yaratıyor. Birbirinden farklı dokuları, renkleri ve formları; pantolon, elbise, kaban ve ceketlerde kullanan Oxxo; yeni yıl için özgün silüetler sunuyor.




Tamamlayıcı detaylarla partinin yıldızı ol
Yeni yıl stilini tamamlayacak aksesuarları da bir araya getiren Oxxo; ayakkabı, çanta, şal, eldiven alternatifleri ile şıklığını detaylarla tamamlamayı sevenlere ilham veriyor. Oxxo’nun yılbaşına özel seçtiği aksesuar ve ayakkabılar seçilen kıyafetlere sıcaklık katarken feminen detayları ile de ışıltınızı yükseltiyor.




OXXO; yılbaşına özel seçtiği tüm parçaları keşfetmeniz için OXXO mağazalarında ve www.oxxo.com.tr ’de sizleri bekliyor.

27 Aralık 2018 Perşembe

Sıcak Tonlar

NARS''tan ATOMIC BLONDE EYE AND CHEEK PALETTE 




Atomik bronzlar. Gözleriniz ve yanaklarınız için ipeksi dokuya sahip sıcak metalik tonlardan oluşan Nars'ın Atomic Blonde Eye and Cheek Palette ile tanışın. Tamamen yenilenmiş formüle sahip dört yeni far zengin renk bitişi sağlarken, aydınlatıcı ve bronzlaştırıcı pudra cildinize doğal bir ışıltı veriyor.
Ben tonları çok sevdim.

25 Aralık 2018 Salı

İçten Gelen Güzellik



SHISEIDO, YENİ YILA YENİ MAKYAJ KOLEKSİYONU İLE GİRİYOR

Shiseido’nun köklü deneyimi, ustalık ve modern teknoloji ile bir araya geldi. Cilt bakımındaki lider Japon mirasını makyaj ürünlerine de taşıyan Shiseido, makyajda kalıpları yıkacak bir inovasyonu tanıttı. 



Ciltte görünür ama hissedilmez makyajı yenilikçi teknolojisi sayesinde keşfeden ge, yepyeni bir vizyonla formüllerini yenilediği makyaj koleksiyonunda, minimal, lüks, etkileyici ve cesur görünümler için gerçek güzelliğin sırrını paylaşıyor;İçten gelen güzellik! 

Shiseido, yeni makyaj ürünlerini alışılmışın dışına çıkarak dokuları ve ciltte yarattığı hislere göre dört farklı gruba ayırdı; Gels, Inks, Powders ve Dews.
Sanattan aldığı ilhamla, makyajın duyusal dokularına odaklanarak etkileyici görünümler yaratan Shiseido, makyajın her adımında ahenk yakalayan bütünsel bir yaklaşımın önemini vurguluyor.



Cildin hava almasını sağlayan pudra yapılı ürünler ile ister dudakları ister yanakları renklendirin. Cildinizin yüzeyini dönüştürecek aydınlatıcı ürünleri içeren Dews ise, yarattığı yansımalarla adeta ışıkla dans ediyor. Yeni koleksiyonda yüz, gözler ve dudaklara uygulanabilen multi- fonksiyonlu aydınlatıcı ürünler dikkat çekiyor.

Shiseido ile içinizdeki ışığı özgürce ortaya çıkarın.

Gucci Cruse Collection



Gucci Cruise 2019 Koleksiyonu , Nuh’un Gemisi’nin kendi sürreel versiyonunu yarattıyor.



Gucci , doğaya duyduğu hayranlıktan yola çıkıyor, hayvanlar ve insanların uyum içinde birlikte yaşadığı kırsal bir topluluk resmediyor. Fantastik bir hayvanat bahçesi görüyoruz.,Tufana yol açan dramatik yağış, Gucci kabilesinin sığabileceği büyük bir ahşap gemi inşa edilmesini gerektiriyor ve hikaye gemi ufuğa doğru açılırken sona eriyor.


Hikaye tanıdık, ama Gucci’nin genç ve punk çiftçileri ona yeni bir perspektif katıyor.Kampanya iklim değişiminin etkilerini ve doğanın gücünü hatırlatırken, sürreel ve mitolojik bir dünyanın kapılarını aralıyor.




19 Aralık 2018 Çarşamba

On My Mind


Nem Deposu L'occitane Shea Butter



Cildimiz özellikle de el ve ayaklarımız suyu vücudumuzun içinde tutan bariyerlerdir. Hava kuru ve soğuk olduğunda su yüzeyden hızlıca buharlaşır, geriye derinleşen minik çatlaklar kalır.

Günde fazladan iki bardak su içmek, çok sıcak su ile banyo yapmamak ve L’Occitane Shea Butter Intensive serisi ile tanışmak; nemli, güzel bir cildin tek gerçek sırrı olabilir!

Kuru ve çok kuru ciltlere özel seri Shea Butter Intensive’in Hand Balm’ı yüzde 25 Shea Yağı içeriği ve zorlu mevsim koşullarına dayanıklı olması ile elleriniz için artık korkmanıza gerek yok mesajı veriyor. 32 gönüllü ile ortalama -12.5° derecede Kanada’da zorlu iklim koşullarında test edilen krem, 50 ml’lik yeni formatıyla çantanızda taşıyabilme imkanı da veriyor. 





Kış mevsimi boyunca, yüzünüz soğuk ve zorlu hava şartlarının tüm etkileriyle baş etmek zorunda..  L’OCCITANE, kış ayları için Shea yağı içeriğiyle cildinizi nemlendirip, besleyecek 2 cilt bakım ürünü daha öneriyor..
Light Comforting Cream’i yüzde 5 shea yağı içeriği ile 2 farklı amaç için kullanabiliyorsunuz. Krem olarak ve ayrıca yuzunuzde 5 dakika bekleterek maske olarak..
Yapılan testler gösteriyor ki; Yüzde 87 oranında cilt yoğun olarak beslenmiş hisseder.   
Yüzde 94 oranında tüm kuruluk, gerginlik hisleri kaybolur.
Cildinizi bir film gibi sarar!
Kuru ve çok kuru ciltlerde ise, yoğun Shea yağı içeriğiyle ( yüzde 25) Shea Ultra Rich Cream, cildinize adeta besleyici ve koruyucu bir film sararak, her zaman yumuşak ve mevsim koşulları ne kadar zorlu olrsa olsun, cildinizi rahatlamış  hissettirir.

  PARMAK UÇLARINIZA KADAR İYİ HİSSEDİN!

L’Occitane, ilk günlerinden beri el bakımındaki uzmanlığını oluşturarark, kendi basit 3 adımlı el bakımını  geliştiriyor...

El Bakımınıza,

1.      Nail & Cuticle Oil tırnak &  tırnak eti yağı ile başlayın

2.      One Minute  Hand Scrub ile devam edin

3.      Ve son olarak da ellerinizin ihtiyacına göre  Klasik Shea Butter el kremi ya da Intensive Hand balm ile bakımınızı sonlandırın.

L’Occitane, her zaman  bu 3 adımda el bakımını öneriyor.. Bu bakımla kendinizi şımartarak, el bakımını eğlenceli bir ritüele dönüştürüp, bakımlı ve yumuşacık ellere sahip olabilirsiniz.

Bu yıl, 3 adımda el bakımı ritüelini yenileyen, ikonikleşmiş Nail & Cuticle Oil tırnak bakım yağını yeni bir renkte; Şampanya renginde lanse eden her zaman güçlü ve parlak görünümlü tırnaklara sahip olmayı da mümkün kılıyor.  

Shea Butter serisi lanse edildiğinden beri L’OCCITANE’ın Best Seller sıralamalarında. Vücut bakım ürünlerindeki küresel başarısını, sürdürülebilirlik ve adil ticaret zincirimizi geliştirmek için L’Occitane için çalışan Burkina’lı kadınlarla paylaşıyor.
Burkinalı kadınlar, geleneksel yöntemlerle ağaçlardan Shea fındıklarını toplayarak, Shea yağı satmakla sorumludur. L’Occitane’ın kurucusu Olivier Baussan, 1980 yılında Burkina Faso’ya ilk seyahati sırasında Burkina’lı  bir düzine kadınla tanışır. Ve kısa bir süre sonra Shea yağının kadınların hazinesi, ekonomik olarak kurtuluşları olabileceğini keşfeder. Tüm dünyada bu tüpün içindeki el kremi her 4 saniyede bir satılıyor. 10.000’den fazla kadın ve beş bölgesel kooperatif, L’Occitane için en iyi Shea yağını üretmek için çalışıyor.


18 Aralık 2018 Salı

Eğlenceli Bir Tavır




Sıradan bir günde parıltılı bir şeyler giymek mi dediniz?

Neden olmasın ?

Gün içinde simli bir ayakkabı, payetli bir bluz, pullarla bezenmiş bir etek büyük ihtimalle bir çoğumuz için kuralcı bir giyim yaklaşımıdır. Genelde parlak ve payetli giysiler geceye yakışsa da akşam yemeğine giderken giyilen bu ışıltı gündüz toplantıya da uygun olamaz mı?
Bir düşünelim isteseniz?


Sonia Rykiel’ın 2017 yaz koleksiyonunda yer alan pullu siyah elbiseleri gece davetleri yerine sahil kenarında ne de güzel giyilir diye hayal kurduruyordu?

Phoebe Philo’nun Celine için hazırladığı son koleksiyonlardan bir görünümü hatırlayalım yeri gelmişken; sade kesimli siyah payetli midi elbise ve ona eşlik eden klasik bir trençkot. Sizce de gündüz giysisi olamaz mı? Pekâlâda olur, ışıltılı bir parçayı klasik ve sıradan bir parça ile birlikte kullanmak kuralını yazarak.
Pulları payetleri gündelik yaşama en güzel uyarlayan Hintli tasarımcı Asish ‘e bakalım. Işıltılı kumaşları öyle sıradan parçalarda kullanıyor ki gündelik yaşamda asla giyemem dedirtmiyor.

Fakat ışıltı denilince Allesandro Michelle’inin hakkını da vermek gerek. Gucci’nin yaratıcı yönetmen koltuğuna oturduğundan beri modada değişim rüzgarı estiren tasarımcı , eksantrik bakış açısı ile sektörü etkisi altına alarak  parıltıları her yerde estirmeye  başlattı .Taa ki Rick Owens ‘ın fütüristliğinden  J.W.Anderson’nın sokak estetiğine kadar.

Biz kadınlar ışıltılı giysileri, ayakkabıları oldum olası sevmişizdir. Ama kullanım olarak dar alanda sıkışıp kalması payetleri, pulları giymeyeceğimiz anlamı da taşımıyor. Son zamanda yapılan satın alma davranışı araştırmaları  H&M,Topshop,Zara,Urban Outfitters gibi hızlı moda zincir mağazaların hiç olmadıkları kadar ışıltılı giysiler, ayakkabılar ve aksesuarlar sattıklarını söylüyor. Üstelik yaş sınırı olamadan, yediden yetmişe birçok kadın pullara payetlere göz kırpıyor.

Peki nedir ışıltılı kumaşlara olan bu yakınlık, sıcaklık?
Moda psikologları pul payet trendini eğlence ile ilintili buluyor. Bununla beraber ışıltılı dünyanın gece giyiminden  gündüze geçmesini ise ‘escapism(gerçeklerden kaçış)’ olarak da açıklayabiliriz  diye de belirtiyorlar. Yani dünyada yaşanan toplumsal ve ekonomik sorunlardan kaçışın bir yolu ışıltılı giysiler. Moda psikoloğu Dawn Karen ise biraz daha derinlere inerek parlaklığa doğru çekilmemizi hayatın ve yaşamın kaynağı olan suya, suyun ışıltısına bağlıyor. Işıltılı bir şeyler giymenin bu değerlere atıfta bulunmakla bağlaştırıyor.

Bana göre ise ışıltılı giysilerin protest bir tavrı var. Sıradanlığa karşı duran hayalperest, romantik ve aynı zamanda eğlenceli  bir tavır bu.

Ve işin doğrusu ben bu tavrı çok seviyorum.


17 Aralık 2018 Pazartesi

MARKA 2018

MARKA Konferansı'nda Fikir Fırtınası

Lider konferans kuruluşu Yürekli'nin Yapı Kredi World ana sponsorluğunda düzenlediği MARKA 2018 Konferansı sona erdi. Bu yıl 19'uncusu gerçekleştirilen ve Hilton İstanbul Bomonti'de, 12-13 Aralık'ta gerçekleştirilen konferans, çarpışan fikirler, yeni ufuklara açılan kapılar ve yarattığı zihin yenilenmesiyle bütün katılımcıları 2019 için hazırladı.

MARKA 2018'de 70’i aşkın konuşmacı arasında tarihin en büyük 300 mucidinden biri Jaron Lanier, Avrupa'nın en ünlü etik hacker'ı Jamie Woodruff, moda dünyasına yön veren ünlü modacılar Roland Mouret, Alice Temperley ve Philipp Plein, müzik dünyasının yıldızı Yalın, edebiyatçı Ahmet Ümit, ünlü oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ, dünyaca tanınan medya sanatçısı ve yönetmen Refik Anadol, hayran kitlesi hızla artan stand-up'çı Kaan Sekban, Galatasaray'ın kalecisi, örnek sporcu Fernando Muslera, dünyaca ünlü fizikçi Yeşim Darıcı, şöhreti sınırlarımızı aşan tenor, aynı zamanda Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan, moda markalarıyla yaptığı işbirlikleriyle dünyanın dikkatini çeken Stephen James, çarpıcı çalışmalarıyla bilinen dev nörobilimci Beau Lotto, yayınlandığı sırada hayatı durduran Çukur dizisinin senaristi Gökhan Horzum ve başrol oyuncularından Ercan Kesal, Türkiye ve dünyadaki risk ve fırsatları anlatacak olan Uğur Gürses, Türk dizilerinin dünya hakimiyetini anlatmak üzere sektörün önemli isimleri Ateş İnce, Dario Turovelzky'nin yanı sıra oyuncular Bergüzar Korel, Engin Akyürek, ünlü tasarımcı Terri Pecora ve ünlü sanatçı Arik Levy gibi konuşmacılar yer aldı.



“MARKA Konferansının Değişmeyen Odağı İnsan, Değişmeyen Derdi İyi İş Yapmak”

MARKA Konferanslarının yaratıcısı Yürekli Yönetim Kurulu Başkanı Ayşegül Yürekli Şengör açılış konuşmasında MARKA Konferanslarının iş dünyasının yakın geleceğine şekil veren en güçlü fikir platformu olduğunu belirtirken MARKA Konferanslarının değişmeyen odağında insanın bulunduğunun altını çizdi. “Bugün hala bunu savunuyoruz. Markalar insanların, hayatın bir yansıması.19 yıllık serüvende MARKA Konferansıyla birlikte Türkiye’nin tüm markaları gelişti. Bugün MARKA Konferansı misyonunu geleceği şekillendirmek üzere daha da güçlendiriyor. Artık iş dünyasının en güçlü fikir platformu. Bambaşka sorumlulukları var. Bunlar arasında köklerine, kültürüne sahip çıkan bir anlayışı savunmak var. Bu değerleri korurken bir yandan da cesaretle yepyeni ufuklara götüren sayısız kapı açmak; bu kapılardan bilgi, cesaret ve motivasyon aşılamak var. “O yüzden MARKA 2018’de iş fikirleri, marka örnekleri, teknolojik yenilikler kadar spor, müzik var... Sanat var... Mizah var... Edebiyat var... Hayatı tümüyle kucaklayan bu anlayış uçsuz bucaksız bir bakış açısı için besin kaynağı. Sorunlara çözüm üretmede en değerli yakıtın bu geniş bakış açısından kazanılan ipuçları olduğuna inanıyorum” dedi.

Katılımcılar “İçlerindeki Dedektifi” Keşfetti
Türkiye'nin en çok ilgi gören, en sevilen, polisiye konusunda ilk akla gelen yazarlardan biri olan Ahmet Ümit, MARKA Konferansı için özel olarak kaleme aldığı öyküsünü ilk gün sunmuş ve Komiser Nevzat karakteri, MarkaAPP üzerinden katılımcılarla iletişime geçip bu kördüğümü

çözmek için bir gün süre vermişti. Ahmet Ümit, MARKA Konferansı için İstanbul'a gelen ama kaybolan Rus bilim insanı Sergey'in kaybolmasında kimin suçlu olduğunu bulan kişileri açıkladı. Üç ödülü de kadınlar elde ederken, bu durumu Ahmet Ümit, “Kadınlar ayrıntıları daha iyi okur” diyerek yorumladı. 

“Her Şey Algıyla Başlar”
İnsan beyni, psikolojisi ve karar mekanizmaları arasındaki ilişkiyi derinden inceleyen büyük nörobilimci Beau Lotto, algı üstüne kurulu nörobilim araçlarını kullanarak bireylerin ve kurumların kaosun sınırlarında yaşarken nasıl başarı elde edebileceklerini anlattı. “Her şey algıyla başlar” diyerek başladığı ufuk açıcı sunumunda bağlamın her şey olduğunu ifade eden Lotto, beynimizin her zaman belirsizliği çözmeye çalıştığını çarpıcı örneklerle MARKA 2018 sahnesinde katılımcılara aktardı. 

Kadınlar İçin Moda Önemli Bir Araç”

Tam anlamıyla bir moda eğitimi almayan, iş hayatına Fransa'da bir kasabada babasının kasap dükkanında başlayan Roland Mouret, bu işi sürdürmeyip alan değiştirdi ve bugün modanın zirvesinde. MARKA 2018 sahnesinde BJ Cunnigham'ın sorularını yanıtlayan Mouret, “Modacı olmak için doğduğumu düşünüyorum” derken, kendisini başarıya ulaştıran formülle ilgili şunları söyledi: “Kadın realitesini kabul etmek gerek başlangıçta. Başka bir dünyadan alıp kadınlara vermek değil kadınlardan hareket etmek lazım.” Mouret, kadınların toplumda kendileri için bir platforma konulmadığını, bunun için mücadele ederek bir yerlere geldiklerini belirterek, “Moda bu konuda önemli bir araç” ifadesini kullandı. Roland Mouret markasını kurup zirveye taşıdıktan sonra finansal ortaklarıyla yolları ayrılınca markanın kullanım hakları kaybeden ve uzun süren bir mücadeleyle geri kazanan Mouret, etkileyici hikâyesini MARKA katılımcılarına anlattı.
“Niş Bir İş Yapıyorum, İnsanlar Modadan Keyif Alsın İstiyorum”
Geleneksel kalıpları yıkıp lüks moda anlayışını farklı bir seviyeye taşıyan Philipp Plein, zeka ve yaratıcılığını sadece tasarımlarında değil defilelerinde de kullanıyor: Bir tek onun moda şovunda dünyanın en ünlü mankenleriyle robotları aynı podyumda birlikte yürürken görebilirsiniz. Plein, MARKA 2018 sahnesinde GQ UK'nin efsanevi yayın yönetmeni Dylan Jones'un sorularını yanıtladı. Jones tarafından “20 yıldır modanın en iyi ezber bozanlarından birisi. Yaptığı işler ezberbozan bir DNA'ya sahip. Moda sistemine sağlıklı bir saygısızlığı var” şeklinde tanımlanan Plein, niş bir iş yaptıklarının altını çizip, “Tüketicinin modayı değiştirme şekliyle de moda değişiyor. Artık moda sektörü bizi yönlendirmiyor, bazen sağ kalmaya çalışıyor” derken, amacının insanları eğlendirmek, modadan keyif almalarını sağlamak olduğunu söyledi.
Alice Temperley'den Moda'da Sürdürülebilirlik ve Kalıcılık 
Kadınlar için tasarladığı kıyafetlerle vazgeçilmezlerden biri olan İngilz moda tasarımcısı Alice Temperley, Bj Cunnigham'ın sorularını yanıtladı. Temperley London markasının da yaratıcısı olan ve hayatının şu anki dönemini “Çok daha çevreciyim artık” şeklinde anlatan İngiliz modacı, “Az Çoktur” felsefesine olan inancını, sürdürülebilirlik, gezegene sahip çıkmak ve kalıcılık gibi değerleri moda dünyasına nasıl aşıladığını anlattı.
Çukur Dizisi Sahnede: “Ne Kadar Yerelsek O Kadar Evrensel Oluyoruz”
Türkiye'de hayatı durduran Çukur dizisini ve ardındakini anlatmak için televizyoncu Ece Üner'in sorularını yanıtlayan Çukur dizisinin “Çukur evimiz, İdris babamız” olarak anılan karakteri canlandıran oyuncu, aynı zamanda yazar, doktor ve senarist Ercan Kesal ve dizinin başarılı senaristi Gökhan Horzum, MARKA 2018 sahnesinde katılımcılara seslendi. "Marka olmak için anlatmak yetmiyor, yaşatmak gerekiyor" diyen Ece Üner'e, Ercan Kesal samimiyetin önemini anlatan bir cevap verdi: "Ne kadar yerelsek o kadar evrensel oluyoruz çünkü duygular evrensel.
Çukur da öyle" derken, dizinin herkes tarafından sevilme sebebini de senarist Gökhan Horzum anlattı.
Mavi'nin kıvancı, Kıvanç'ın “Mavi”si
Yeteneğiyle dünya çapında yıldıza dönüşen Kıvanç Tatlıtuğ ile Mavi Jeans'in Türkiye'de başlayan ardından sınırları aşan başarı öyküsünün bir arada olduğu seansta Mavi Jeans CEO'su Cüneyt Yavuz ve Kıvanç Tatlıtuğ MARKA 2018 sahnesini paylaştı. Cüneyt Yavuz, ortak hikayelerini şöyle anlattı: “Bugün Kıvanç’la 10. sezonumuzu kutluyoruz. Jean pazarının lider markası olarak yıllar önce Kıvanç ile Mavi erkeğinin yeni görüntüsünü yarattık. Kıvanç demek tüm Türkiye için jean demek oldu. Bugün Kıvanç, Mavi’nin marka yüzü olmasının çok ötesinde gerçek bir yol arkadaşı.”. Mavi Jeans ile işbirliklerine ilişkin hislerini anlatan Kıvanç Tatlıtuğ, sahnede Mavi CEO'su Cüneyt Yavuz'un oyunculukla ilgili sorusuna şu yanıtı verdi: "Reklam yüzü olmakla marka yüzü olmak çok farklı. Sizi seven, takip eden insanlara ‘Ben bu markaya inanıyorum, güveniyorum siz de inanın’ demek benim için. Ve büyük bir sorumluluk. Oyunculuk 15 yıldır yaptığım bir şey. Sonu gelmeyecek bir yolculuk. Bu tamamen insanın kendini keşfetme serüveni. İnsan keşfettikçe
olgunlaşıyor demleniyor. Bunu daha samimi konuşmak gerekirse, ilk yaptığım işlere bakıyorum bir tek şey istemişim başta: Başarılı olmak. Zamanla bunun altının boş olduğunu görmeye başladım. Neyi seçersem seçeyim kendi hayatımın süzgecinden geçirip işin içine koyarsam samimiyet oluyor. Onu yapamazsam o işi yapmıyorum. Bundan sonra da öyle olacak. Yani üretmeye, samimi olmaya devam. Bunun sonu yok” dedi.

5 Kasım 2018 Pazartesi

Devir Hissettiğin Yaşta Olma Devri



Bazı moda dergilerinin sayfalarında yaş gruplarına göre stil önerileri yer alır. Ergenliğimden beri moda dergisi okuyan biri olarak ne yirmilerimde, ne otuzlarımda ne de kırklarımda editörlerin önerdikleri gibi giyindim. 50’lerime yaklaşırken de moda dergilerinin tavsiyesiyelerini dinleyeceğimi sanmıyorum. Çünkü giyinirken hiç de kırklarımdaymışım gibi hissetmıyorum.50’ye basınca da öyle olacağımı biliyorum. Yaşa göre giyinmek devri bitti çünkü.

Zaman hissettiğin yaşta olmak.

70’li yaşlardaki bir ablayı Margiela’ların içinde görmeye şaşırmamalıyız. Sokak modasının ikonik ismi Anna Dello Rosso yaşına rağmen mini elbiseleri en iyi taşıyan isim değil mi sizce de? Son dönemlerin etkili influencerlarından olan Lyn Slater yaşına rağmen cesurca seçimleri ,müthiş kombinleri ile bir çok genç kadınına ilham olmuyor mu?
Keza Amerikalıların Aysel Gürel’i Iris Aphel da öyle. İmzası aksesuarları olan 90’lık ikon için hayat da eğlence zaten.


 Bir başka  60+ ünlüsü eski model Linda Rodin Olsen kardeşlerden ,genç stil ikonlarına kadar  ilham kaynağı demek de fazla ıddıalı kaçmaz. Klasik ama alışılmadık tarzıyla, vintage Levislarıyla  gerçek bir stil ikonu Linda Rodin.

Moda dünyasının dayatmalarına özellikle de yaş takıntısına karşı çıkan bir diğer isim de sıradan bir profesörken hayatı değişen Lyn Slater. Doğru zamanda (New York moda haftası),doğru yerde ama tesadüfen bulunurken bir anda sokak modasının fotoğrafçıları tarafından pozlanan artı altmışlarındaki Lyn, bu tesadüfü blog açarak başka bir boyuta taşıdıktan sonra bir anda stili ile moda dünyasında yaş takıntısına karşı sesini yükselten biri haline geldi.

’Moda ve stilim yaştan dolayı görünmez hale gelinmeye karşı mücadele etmemde yardım ediyor. ’diyen bu abla, kendi seçkimizle giydiğimiz giysilerin içinde rahatsak kaç yaşında olduğumuzun bir önemimin olmadığının en büyük canlı kanıtı aslında.


İnsanın içinde yaşadığı mekanla ,sahip olduğu objelerle arasında geçişken bir psikoloji var. Billhassa da kıyafetlerimizle. Kıyafet dediğimiz şey bizde yanı tüketicide yarattığı etki bir giysiye sahip olma dürtüsünden çok daha fazlası. Kendini iyi hissetmek olarak açıklayabiliriz bu durumu. En sevdiğiniz bir jean pantolonu düşünün mesela. Onu her giydiğinizde özgüven tavan yapar, bir başka ışıldarsınız. Kapılar farklı açılır o gün, her gün selamlaştığınız kahvecideki şirin çocuğa gülümsemeniz bile değişir.
Bütün bunları yaptıran güç ise giydiklerimizdir. Onun için yaşımız kaç olursa olsun bir giysinin içinde iyi isek giyinip çıkalım.
Kaç yaşında kadınım olmaz demeyelim.
Zaman akıp giderken iyi hissetmeye ihtiyacımız var çünkü.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails