27 Ekim 2014 Pazartesi

I Love Reebok Classics



Reebok Freestyle  modelini ne kadar sevdiğimi bilmeyen yoktur sanırım.Bunu daha önce blogda da  ilan etmiştim,her yerde de ederim zaten.Yılların eskitemediği bir spor ayakkabıdır bana göre.Hatta spor ayakkabı ötesidir.Şıktır.Eşofmandan,taytlara, hemen hemen her giysiye uyum sağlar.


Bu arada ansiklopedik bir Reebok bilgisi de vereyim;İlk kez 1982 yılında piyasaya sürülen ve kadınlar için tasarlanan ilk aerobik ayakkabı olan Freestyle Hi modeli, Reebok’ın en bilinen ve klasik modeli olma ünvanını taşımakta.



Reebok Freestyle Hi modelini hiçbir spor ayakkabıya değişmem.Hem spor yaparken,hem de günlük yaşamımda.Yeter ki aradığımızda bulalım.Çünkü her model maalesef ülkemize gelmiyor.





Reebok’ın Classic Leather modelleri ise bir başka arzu nesnesi.Kendi adıma diyebilirim ki şık duruşu ile hemen hemen her kıyafeti bütünlemesini sevdiğim kadar rahatlığından da vazgeçmem zor.


90'larında gençliğini yaşamış  biri olarak bazı klasiklerden kopamamak o günlere geri dönmek demek benim için.Belki de o yüzden Reebok'un bu ikonik modellerinden vazgeçemiyorumdur.
Kimbilir?






Not:Bütün kombinler tarafımdan hazırlanmıştır.Kombinlerdeki Freestyle Hi modelleri ülkemizde olmayabilir.Bilginize..

24 Ekim 2014 Cuma

My Jumpsuit



Son günlerde bu tulumla pek haşır neşirim.Bayram'da İzmir'de siyah converse lerimle giydiğimde 'annem bu o tulum mu? 'diye sordu.'Nasıl yani?'dedim.'Eee hani gazetelere çıkan kadın peşmergelerin kızdığı işte' dedi.Vala ben bu muhabbetleri atlamışım.Meğer kadın peşmergeler H&M 'in bu tulumunu kendileri ile alay ediyorlar diyerek olay yaratmışlar.H&M de  onlardan esinlenerek tasarlanmadığını açıklamak zorunda kalmış.
Gerek kesimi gerek de rengi ile militer hatlara sahip olan bu tulum sonuçta bir giysidir ve belli bir grubu temsil etmemektedir diye düşünüyorum.
Hem moda bu.Herşeyden ilham alabilir.

21 Ekim 2014 Salı

Burçe Bekrek İlkbahar Yaz 2015 MBFWİ

‘Bazıları dünyayı kurtardığımızı zannedercesine büyük egolar ile çalışıyor. Ben sadece tasarım yapıyorum'. Bu sözler Burçe Bekrek’e ait.


Sadece bu sözler bile tasarımcının yalın dünyasını anlamaya yeter de artar aslında.Yalınlık,kusursuz kalıp ve yüksek kalitede fonksiyonelliğe odaklanan modern tasarımlar yaratmak onun imzası.


Giyilebilir kıyafetler,  Bekrek’in olmazsa olmazı. 


 Aynı zamanda keskin sert siluetlerde.


Tasarımcı minimalist stilini detaylara odaklıyor ve fark  yaratıyor. 


Bant detayları ise neredeyse tasarımcının imzası olmuş durumda ve her sezon farklı formlara bürünüyor.


Felsefe, psikoloji, mimari tasarımlar, jazz, bazen bir kadının stili, bazen bir erkeğin tavrı gibi hayatın her noktasıdan ilham aldığını söyleyen tasarımcının 2015 yaz koleksiyonun ilham kaynağı İspanyol tırmanıcı Josune Bereziartu.


Josune ‘nin tavrı ile koleksiyonun stiline ilham vermesinin yanısıra tırmanıcının rotasında bulunan topoğrafik haritalar ve izohipsler ile formlara dahil oluyor.


Siyah,yeşil ve ten renginden oluşan renk skalasına ,topoğrafik harita renk ve şekillerini andıran yeşil,bej ve kahve tonlarına sahip yarı saydam kumaşlar ,taşlanmış ipekler,halter kesimler eşlik ediyor.


Kıyafetlerinde kullandığı mikro kumaşlar ile yaz aylarında siyah rengi vazgeçilmez kılmayı hedeflemesi de iklim değişikliğine dikkat çekmek için.Aynı zamanda tırmanış malzemesi olan karabinalardan ilham alıp tasarladığı üçgen tokalar ise yalınlığını tamamlıyor.


Genelde gündüzden geceye geçiş yapan ,her hava koşuluna, her tarza ve duruma göre zamansız tasarımlara imza atıyor.

'Don't K,My J ' Maid In Love


Hande Çokrak 2011 yılında yarattığı Made In Love markası pop art çizgisi ile biraz Londralı,Biraz Hong Kong’lu,biraz Tokyo’lu.


Asla Nişantaşı’na ait değil.


Hatta bana göre biraz House Of Holland,biraz Ashish Gupta tadında..


Algılanabilen bir çizgisi var ve ben dahil bir çok moda sever bu çizgiyi seviyor.
 


Çünkü eğlenceli.
Çünkü rahat.
Çünkü renkli.
Çünkü çok aktüel.
Ve çünkü Hande Çokrak’ın ta kendisi.


Maid In Love İlkbahar/Yaz 2015 koleksiyonu ise  “Don’t K My J” adını taşıyor ve  80’lerin eğlenceli  ,dinamik sosyal hayatından ilham alıyor.


Geleneksel kumaşlar ve 3D kumaşların kombinasyonuyla oluşan koleksiyon 80’lerin sokak modasını eğlenceli kıyafetlere dönüştürüyor.Zaten modacı için de giyinmek demek eğlenmek demek.



Retro sweatshirtler ,eşofman altları, slogan lastiklerle süslenmiş parçalar, yüksek belli alt gruplar ve alt-üst kombinlenen takımlar ile sokak stilini yansıtıyor.


Tropikal desenler ,dijital baskı tekniği ile kumaşa uygulanırken ,abartılı siluetler ise 80’leri yaşatıyor.


Trendleri takip etse de kendi koleksiyonlarına adapte etmeyen tasarımcının  yaz koleksiyonu tam bir görsel şölen.
  


17 Ekim 2014 Cuma

Hamartia Selim Baklacı MBFWİ


İstanbul Fashion Incube 'un desteklediği modacılaran biri olan Selim Baklacı hem erkek hem kadın giysilerini özgürleştiren,farklı stillerdeki giysileri sporlaştıran bir kimliğe sahip.


“Hamartia” koleksiyonunun çıkış noktası renkli giyinmeyi bir iddia olmaktan çıkarıp, renklerle barışık bir terapi dünyası yaratmak.


Desenler ile birlikte kendi kumaşlarını da üreten Selim Baklacı İlkbahar/Yaz koleksiyonunda canlı renkleri kullanıma açıyor.
 

 Dar kesimli fit elbiseler, desenleri akılda kalıcı renkler ile ön plana çıkıyor.
 

 
Kimonolar,birer arzu nesnesi olarak yerini alıyor.


Renklerin ve bu renklerin doğru bir biçimde kullanımının ne kadar etkileyici olduğunun kanıtı bu sefer de Selim Baklacı'dan geliyor.  

15 Ekim 2014 Çarşamba

Ivy League


Bu kareler Vogue 'dan.Amerika'nın en iyi üniversitelerinden bir olan Columbia'nın kampüsüne götürüyor bizi.

 
 
Retro görünümleriyle bana ilham veriyor sonbahar için.
 

 
7o'leri sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?
 
 
 
Jakarlı kazakları sevmekten  sanıyorum hiç vazgeçmeyeceğiz.

14 Ekim 2014 Salı

Ece Gözen ,MBFWİ


Ece Gözen Türk modasının yükselen değeri.İlerleyen zamanlarda uluslaarası platformda adından sıkça bahsettirecek bir isim.Zaten 2012 yılında  MUUSE X VOGUE TALENTS kapsamında kazandığı En Vizyoner Tasarımcı ödülü de bunu kanıtlıyor.



'Pek çok tasarımcı 80’ler veya 90’lardan ilham alarak koleksiyonlar hazırlıyor ancak ben 2000’lerde yaşıyorum; ve açıkcası geçmiş pek de umurumda değil. 2000’lerin vizyonuyla birşeyler yapmayı daha heyecanlı buluyorum' diyen Ece Gözen çıktığı tasarım yolculuğunda bu sefer yapay zekanın öncüsü Alan Turing'den ilham alıyor.


 Alan Turing’in canlılar üzerinde keşfetmiş olduğu  matematiksel denklemi Ece Gözen koleksiyonuna taşıyor  ve 'Think Fluid' diyor.
 


Turing,canlıların oluşmundaki hücre hareketlerinin matematiksel bazı şablonları izlediğini söylemiş leoparların,zebraların,yılanların üzerindeki desenlerin tesadüf olmadığını kanıtlamıştır.Gözen, bu teoriden ilham alarak koleksiyondaki parçalara desen,form ve iki boyutlu nakış tekniği olarak yansıtıyor.

 

 
Ece Gözen tasarımlarında görmeye alışık olduğumuz neon yeşil, siyah, mor, açık gri, beyaz gibi renkler yerini koruyor.
Metalik yansımaları ise  günün her saatine uyarlıyor.
 
 
Koleksiyonda kullanılan deri parçalar, Deri Tanıtım Grubu ve Vogue İtalya işbirliği ile yapılan özel bir proje kapsamında tasarlanmış ve Ece Gözen tarafından yaratılan özel bir dokuyla yanar-döner deri yüzeyleri tasarımlara uygulanmıştır.
 
 
Koleksiyondaki ayakkabılar Ece Gözen  tarafından tasarlanmış olup İnci Deri tarafından  üretilmiştir.
 
 
'Bilime karşı farklı bir ilgim var, doğayla haşır neşirim, felsefe alanında da birşeyler okuyorum; hepsini birbirine bağlama çabasındayım diyebiliriz.',diyen tasarımcı bu merakını tasarımlarına yansıtarak kendi hayallerini gerçekleştiriyor.

Z. By Zeynep Devooght , MBFW İstanbul


Mercedes Benz Fashion Week İstanbul kapsamında ilk defilesini yapan İstanbul Fashion İncube tasarımcılarından Zeynep Devooght, moda dünyasında yeni fikirlere ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kere daha kanıtladı.


Tasarımcının İlkbahar Yaz 2015 koleksiyonu,temelinde rahatlık olan parçaların kalıp oyunlarıyla güncellenmesinden oluşuyor..


Devooght kıyafetlere ,biraz deneysel yaklaşıyor. Dikişin, penslerin yerini piercing alıyor. Bazı parçalarda ise hiç dikiş bulunmuyor.



Koleksiyonu fonksiyonel kılan, piercinglerin çıkarılabilir oluşu. Böylece parçalar farklı şekillerde birbirleriyle birleşiyor.


Siyah ve beyazın çeşitli tonlarının hakim olduğu koleksiyon,ipek,pamuk ve keten gibi doğal kumaşlardan oluşuyor.
 
 
Elde boyama teknikleri ile koleksiyonda yer alan her parçanın benzersiz olması sağlanırken, yazılı baskılar kişinin beden farkındalığını keskinleştirmeyi amaçlıyor.
 
 
Kunst Güzel Sanatlar Üniversitesi Moda Tasarım Bölümünden mezun olan Zeynep Devooght,Anthwerp'de savaş dönemi kıyafetleri üzerine kapsamlı bir araştırma projesinde çalışan tasarımcı,markasının ilk defilesini Viyana Moda Haftası kapsamında gerçekleştirdi.
 
 
,
 
Z.by Zeynep Devooght sınıflandırılmaktan kaçınıyor.
 
 
Alışılmışın dışında teknikler üreterek kullanıcının yaratıcılığı için bir alan açıyor.
 
 

 

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails