25 Şubat 2009 Çarşamba

TopShop with Marios Scwarb





Topshop'un internet sitesini hepimiz takip ediyoruz.Hatta ara ara alışveriş bile yapıyoruz.Çünkü ülkemize gelmeyen ürünler oldukça fazla.
Marios Scwarb ise son dönem tasarımlarıyla moda tutkunlarınca tercih edilen bir isim.İlkbahar/yaz sezonu için Topshop la işbirliğine gitmiş.Çok da iyi olmuş.
Fazla ürün koymamışlar henüz.Belki 3 tane ile yetinilir ama ben siyah elbisleri çok beğendim
.
Soldaki elbise 60 pound, diğeri de 55.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Madrid Cibeles Moda Haftası


Devota&Lomba

TCN


Carmen March


Duyos

Ailanto

...and the Oscar goes to....


Ödüller bitti.Hintliler sildi,süpürdü.
Güzel bir filmdi.İyi oldu.
Şimdi gelelim Kırmızı Halı notlarına;
  • En çok Sarah Jessica Parker'ı beğendim.Dior elbisesi ile prenses gibiydi.
  • Natalie Portman duru güzelliğini lila rengi ile konuşturdu.
  • Herkesde bejler, kremler.Ne oluyor ya?Renk nerde?
  • Peneloppe Cruz vintage giymiş .Pierre Balmain'den.
  • Bütün yıldızlar barbie bebeklere öykünmüşler
  • Straplez çok moda olacak.
  • Takılar da mütevazilik var.Krizden olmasın sakın?
  • Sunucular poz veren yıldızlarla çok dalga geçtiler.Ama harbi ya komik oluyorlar, eller belde.Mehmet Ali ve 50 sarışındaki Zahide gibiler doğrusu.
  • Şu Merly Streep esastan zarif kadın.
  • Angelina Jolie ben güzelim gerisi boş diyor ve hep sade kesimleri tercih ediyor.
  • Herkes gider mersine Mickey Rourke gider tersine.Beyazlarla baktırdı kendine vala.
  • Bizim ikoncanlar görsün bunları.Özellikle de stil sahibiyim deyip komik komik giysilerle ortalıkda dolaşan medyanın keşfi paralı kadınlar.Para ve fizikle stil sahibi olunmuyor işte.
  • Kate Winslett'e yaş yarıyor.30 larında daha bir güzelleşti.
  • Anne Hathaway çok sevimli bir kuğu gibiydi
  • Kim ne derse desin ben Daniel Craig'i seviyorum.Karimatik ve hoş bir 007.
  • Sean Penn aldı diye memnunum.
  • En iyi film Hintlilere gitti diye de..
  • Elmas moda oluyor.Gerçi benim ilgi alanım değil ama olsun.
  • Doğallığa acaip bir dönüş var.Saçlar da makyaj da botox da.
  • Bazı yıldızlar kıyafetlerini zor taşıdılar, rahat olamadılar Virginia Madsen gibi.
  • Jessica Biel paket kağıdı gibiydi.Prada bile olsa.
  • Hugh Jackman'a da bayılıyorum.

21 Şubat 2009 Cumartesi

Oscar'a Bir Kala Unutulmayan Görüntüler....


1954

Audrey Hepburn Roman Holiday ile oscarı aldığında Hurbert de Givenchy tasarımı elbisesiyle.Givenchy için Hepburn ilham perisiydi.

1968
Barbara Streisand Funny Face ile ödül alırken Dior giyiyordu.

Yıl 1960, 33 .üncü Akademi ödüllerinde en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Elizabeth Taylor da tercihini Dior dan yana kullanmıştı.

1955

Grace Kelly Country Girl filmdeki rolüyle ödül töreninde kostüm tasarımcısı Edith Head'in kendisi için hazırladığı uzun eldivenli elbisesiyle.

20 Şubat 2009 Cuma

Alışverişkoliklik Üzerine Bir Yazı...

Önnot:Bu ara arşivciyim.Eskilere nur yağdırıyorum. Confessions of a Shopaholic taze vizyona girmişken ,bunun üzerine de yeni bir şeyler döktürmeye üşendiğimden eskici oldum....



Alışverişkolik kadınlar,
Sizi bilmem ama ben onlardan sıkıldım.
Çünkü heryerdeler.
Mağazalarda, alışverişmerkezlerinde,teknocenterlarda,her yerde…
Üstelik çıldırmış gibiler.
İndirimleri bile beklemeye tahammülleri yok.
En karakteristik özellikleri başkasının elinde gördükleri bir parçaya
‘Nerden aldınız onu, çok güzelmiş, bir bakabilir miyim ‘diye atlamaları.
Ben bu özelliklerine sinir oluyorum.
Almayacağım varsa bile gıcıklığına alıyorum o parça ne ise , etek ,elbise, bardak ,vs…
Gözleri dönmüş bir şekilde alışveriş yapıyorlar. Onları hiçbir şey durduramıyor Yeterli parasının olmaması bile!
O kafaya taktığı bir şeyi elde etmek için çabalamaya başlıyor,
Hiç çekinmeden arkadaşından, eşinden , akrabasından, hatta ve hatta bankadan borç alabiliyor.
Yeter ki ‘o şey’ e sahip olsun.
O şeyler ise kullanıcıya göre değişiklik gösteriyor.Kozmetikten,kılıkkıyafete, mücevherden, ayakkabıya kadar...‘Vitrinde gördüğüm elbiseyi almak için kasaya gittiğimde param çıkışmadı, kredi kartlarımın da limitini doldurmuştum.Alamadan çıktım.Gece çok huzursuz uyudum, çünkü o elbiseyi istiyordum, alamadığım için rahatsız olmuştum.Arkadaşımın annesinden borç aldım, artık mutluydum, elbise dolabımdaydı.’diyor alışverişkolik bir kadın.
Parasının olmayışı onun için çözüm değil yani.Bir şekilde imkan yaratıyor almak için. Sonuçta bir amacı var,satın almak.Kullanmasa bile...
Eğer o gün hiçbir şey almamışsa o zaman mutsuzluk yakasına yapışıyor.
Somurtuyor, içi içini yiyor, terlemeler başlıyor, herkese bağırıyor ,çağırıyor.
Alışveriş bağımlılığı daha çok kadınlarda görünüyor.
Psikiyatrisilere göre bir davranış bozukluğu .
Tüketimin cezp edilmesiyle çıkan bir hastalık belki de!
Acaba mutsuzluk kadınları alışverişkolik mi yapıyor?
Ya da tatminsizlik.
Ya da doğru erkek saplantısıyla aradığını bulamayan bir kadının depresyondan çıkma formülü mü?
Ya da terk edilen,
Ya da ilişkisindeki eksikliği para harcayarak doldurma ihtiyacı?
Belki de hayatındaki boşlukların yansımasıdır?
Olabilir mi?

Uzmanlar çocuklarıyla sağlıklı ilişki kuramayan ebeveynlerin onlara bir şeyler alarak bu eksikliklerini giderme yolundan kaynaklandığını beliriyorlar.Sürekli bir şeyler alınmasına alışan bir çoçuk, yetişkinliğinde de bu alışkanlığını devam ettiriyormuş.
Harward Üniversitesinde yapılan bir araştırma ise alışveriş takıntısının beyinin orbikonfrontal korteks bölgesinde etkili olduğunu söylüyor.Etkisi, davranışlara yansıyarak ortaya çıkıyormuş,para harcama tutkusunun artması gibi..
Bir de alışveriş çılgınlığının seks ile de doğrudan bağlantısı var .
Örneğin aşırı stres altındaki bir kadın seksten kaçıp,alışverişe yöneliyorsa mutluluk oranı daha yükseliyormuş.(Ben demiyorum psikiyatrisiler söylüyor.)
Zaten doktorlara göre eğer bir kadın orgazm olmak için seks yerine alışverişi tercih ediyorsa mutlaka bir yerlerde problem var.(Tamam ben de ayakkabı severim ama seksin yeri ayrı tabi)
Bağımlılık işte, alkol gibi.
2 kadın detleşiyor biri ‘’akşamları işten çıkınca doğru Metrocity’e , dolanırken elim boş durmuyor tabii.Ayakkabı, bluz,etek, ne bulursam alıyorum, rahatlatıyor beni.’
Öteki devam ediyor’Ben de her akşam iş çıkışı köşedeki bara uğruyorum, bir,iki kadeh votka gevşememi sağlıyor.’
Ha bir tek içmişsin ha iki parça öteberi almışsın.
Bir farkı var mı?
Hem üstelik alkoliklerde de seks bir süre sonra ölüyor.
Önemli olan dozunda ,kararında bir takım şeyleri yapmak.
Değil mi?

19 Şubat 2009 Perşembe

Kürkümü İstiyor muyum?

Giymeli mi, giymemeli mi?
Bu konuda tartışma dizboyu!
Başta hayvanseverler olmak üzere çeşitli çevre kuruluşları düzenledikleri kürke hayır kampanyaları ile hepimizi hatta modacıları bile kürkten soğutmayı başarıyorlar gibi.
Durum öyle bir hale geldi ki neredeyse kürk giyen kadınlara vahşi damgası vurulacak.!
Ne istersem onu giyerim’
Bu söz ünlü model ve stil tanrıçası Kate Moss’a ait. Kürk karşıtı kampanyalarda yer alıp sonra kürkçü dükkanına geri dönen Moss, tamamen kürk karşıtı modacı Sadie Frost’ la olan dostluğu sorgulanınca böyle bir laf etmiş, fikirlerimiz farklı diyerek de kürk giyeceğini ima etmişti.
Sadece Moss değil kürkün cazibesine kapılanlar arasında.Peta’nın 1995 yılında ’Kürk giyeceğime çıplak gezerim ‘sloganına destek verip kampanyalarında yer alan dönemin ünlü top modelleri, aradan geçen zaman zarfında ya kürk reklamlarında oynamış ya da davetlere kürk ceketlerle katılmışlardı, tıpkı Naomi Campbell gibi.
Acaba gerçekten ne istersek onu mu giymeliyiz yoksa bunun da bir sınırı olmalı mı?

Hatırlarsanız bundan birkaç ay evvel ülkemizin ikoncanı Eda Taşpınar bir davete elbisesinin yakasındaki koskoca av hayvanı ile giderek olay yaratmış ve sevgilim vurdu ben de değerlendirdim diyerek tepki çekmişti.
Yoksa madalyonun öteki yüzü bu mu; değerlendirmek?Kürk üreticileri avlanmanın doğal denge için gerekli olduğu görüşünde. Karl Lagerfield da öyle düşünüyor olmalı ki ‘biz kürklü canavarları öldürmezsek, onlar bizi öldürür'diyerek kürke evet ile hayvan hakları koruyucularının hedefi oldu.
Gerçekten onlar bizi öldürür mü, yoksa av hayvanlarını ayrımım yapılmadan avlamak etolojik dengenin bozulmasına mı neden olur?
İnsanlar varoluşlarından beri benliğini fark ettiği andan itibaren örtünme ihtiyacı duyar. Çıplaklığın ayıp karşılanacağı dürtüsü ile bu ihtiyacını gene doğadan bulup ,hayvanlardan karşılaşmıştır.
Beslendiği hayvanların kürklerinden giysi yaparak!
Belki de ilkel insanın yaptığı gibi kürk giymenin de temelinde bu vardır ?Eti yenilen hayvanlardan ısınmak.
Lüks ile özdeşleşen kürk aslında temel bir ihtiyaç. Isınma ihtiyacı.Her ne kadar küresel ısınmanın etkisiyle hava sıcaklıklarında değişmeler yaşansa da İsveç,Norveç, Finlandiya,Rusya gibi Kuzey Avrupa ülkelerinde kürk giymek zaruri.Çünkü kaşmir paltolar bile işeyaramıyorMoskova’nın soğuğuna.Kürk üretimi geniş bir sanayi dalı.Gelen ağır tepkiler,toplumun olumsuz bakış açısına rağmen endüstiri devam etmekte.Ağırlıklı olarak koyun, dana, keçi gibi hayvanların kürklerini işlemekteler.Eti için zaten beslenen bu hayvanlar bugün teknolojinin de yardımıyla işlenerek tıpkı bir astragan görüntüsüne ulaşabiliyor.Ya da Toskana koyunun uzun tüyleri sayesinde tavşan kürkü efekti verilebiliyor.Kaldı ki bugün tavşan, tilki ve gösterişli tüyleri olan chinchilla gibi hayvanlar özel çiftliklerde sırf kürkü için yetiştiriliyor. Üreticiler de bütün bu olumsuz fikirleri yıkmak adına çeşitli yollar deniyor çiftlikleri halka ve modacılara açmak gibi…
Bir de tabii madalyonun öbür yüzü var.
Yasaklı, nesli tükenmekte olan av hayvanlarının sadece kürkleri için yapılan vahşi katliam.Kim böyle bir şeye olumlu bakabilir ki?
Dipnot:Bu yazıyı bir kaç hafta önce bağlı bulunduğum gazete için hazırlamış , yayınlamıştık.Tabii yazının ilerleyen kısmı moda ile birleştirmiştim.Ben uzun olacak diye o kısımları çıkardım.Hani nette başka sitelerde görürseniz, Itır alıntı yapmış diye düşünmeyin istedim:))
Başlıksız....



Teşekkürler Nil…
Öncelikle beni okumayı sevdiğin için.

Teşekkürler Nil,
Yazdıklarımla gününü iyi geçirmeni sağladığım için…

Teşekkürler Nil,
İçtenliğinle,samimiyetinle seni tanıma fırsatı verdiğin için..

Özür dilerim,Nil
Bu postu ancak şimdi yazabildiğim için…(Biraz yoğundum bu ara da..)


Ben ödül vermeyeceğim.Çünkü benim sevdiğim, varlıklarından keyif aldığım bütün bloglar üçer,beşer ödüllendirildiler zaten.Başta Eyes of Me olmak üzere Moda Cadısı,Z Fashion,Serrosa, Jojoe,Efecan in Wonderland, Missred’s Diary,Alışveriş Cini, Moda- Tasarım-Stil,Honeydipped, Cinderalle Under The Umberalla,Kılavuzum Karga, Be,Uyuz Cadı,ve şu an buraya yazamadığım daha nicelerine sadece diyeceğim ki iyi ki varsınız…





13 Şubat 2009 Cuma

Obama Elbisesi

Elbise , elbise olarak güzel de Obama'nın suratıyla dolaşmaktan çok da hoşlanmayacağımı zannetmiyorum doğrusu.
Fransız modacı Jean -Charles De Castelbac 'ın tasarladığı bu elbise Obama konulu tek ürün değil elbet.Tüketim malzemesi çekmeyen yaratıcılar için sonuncusu da olmayacak.
Daha başkan seçilmeden önce t shirten kupaya kadar bir çok ürüne konu oldu yeni dünya lideri.
Esasen logolu giysiler bile giymezken Amerikan Başkanının gülümseyen suratını da tercih edeceğimi hiç sanmıyorum.Öle,barış mesajları filan vermek gibi amacı olsa da...

12 Şubat 2009 Perşembe

Stockholm Fashion Week A/W 2009

Minimarket

Hope

Wood Wood


Whyred

Rodebjer

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails